KAYGI KÜLTÜRÜ İLE YETİŞEN BİR NESİLE SOSYOLOJİK BAKIŞ
Korkunun hürmetle hürmetle kıyaslandığı bir toplumdan bahsetmek ne kadar acı verici aslında o denli değil mi? Bir mesken düşünün ve o geniş bir aileyi içine alan konutta babanne dede baba anne çocuklar .
Çocuk sayısı fazla olan bir konut ve konuttaki büyükler çocuğun büyüklerine karşı her dediklerini yapmalarını isterler ve istekleri olmadığında ise saygısız damgası yiyen çocuklar olur onların gözünde….
Ahh ne acı ki istekleri olmadığında saygısız olduğun üzere bir de korkutularak büyütülüyorsun. Ancak adil olmayan bir durum var ki o da şu sevgiyi gösterememe durumu.Burayı biraz açmak isterim.Doğu yöresinden yakın arkadaşımla bir gün sohbet ediyorduk aile yapılarından.Bana dedi ki bizde büyükler herkesin içinde çocuklarını sevmezler ve sevgilerini göstermezler.Bunu duyduktan sonra çok şaşırmıştım.Belki de bizlerde de böyleydi diyenlerinizin olabilir. Sevgili Doğan CÜCELOĞLU hocamızın endişe kültürü ile alakalı olarak şöyle bir yaklaşımı var :
Denetim Odaklı Dehşet Kültüründe ailede inancı sağlayan kişi en güçlü ve herkesi denetler ve kendinden korkulmasını bekler. Çatık kaşlı , asık hızlıdır. BEN bilirim der ve herkesin evet, siz bilirsiniz demesini bekler.
Bu açıklamaya binaen endişe kültürü ile yetişmiş çocuklar hislerini ve kanılarını söz edebilme özgürlüğüne sahip olamamışlar ve bu durum onların hayatını her manada etkileyecek duruma gelebilir. Ebeveyn bağında ,arkadaşlık ve toplumsal etrafında, evlilik, iş ömründe olumsuz etkilenebilir.
Büyüklerin yanında çocuklarını sevebilmeleri ayıp karşılanacak bir durumda olan bir aile yapısında sevgi duygusu baskılanıyor. Halbuki en değerli histir sevgi. Söz edilmeyen hisler bir gün patlak verir ve bu da insanın yaşadığı döngünün sebebini farkına varıp değiştirmeye çalışmasıyla bir sonraki jenerasyona dehşet kültürünü yenmiş birey olarak devam eder ya da birebir döngüyü devam ettirmesi tercihiyle endişe kültürünü devam ettirir. Sağlıklı olanı kaygı kültürü ile yaşadığının farkına varıp bu noktada yenilenmek gelişmek ve değişmek yani yeni bir ben oluşumunu gerçekleştirmek her zorluğa karşın bunu yapabilmek.
